Kardeşlik Masalı ve Kürtlerin Bitmeyen Yalnızlığı
Bu coğrafyada “Türk-Kürt kardeşliği” diye tekrarlanan cümle, en çok Kürtlerin kulağında boş bir yankıdan ibaret kaldı. Çünkü tarih dediğin şey lafla değil, kimin zor zamanda kimin yanında durduğuyla yazılır.
Bu coğrafyada “Türk-Kürt kardeşliği” diye tekrarlanan cümle, en çok Kürtlerin kulağında boş bir yankıdan ibaret kaldı. Çünkü tarih dediğin şey lafla değil, kimin zor zamanda kimin yanında durduğuyla yazılır. O defter açıldığında tablo nettir: Kürtler defalarca Türklere omuz verdi; Türk devlet aklı ise her kritik eşikte Kürtleri ya görmezden geldi ya da sırtından vurdu.
Malazgirt’ten başlayalım. Selçuklular Anadolu’ya yürürken, Doğu’da Bizans’a karşı yolu açan, bölgeyi tanıyan, lojistik ve askeri destek veren yerel güçlerin önemli bir kısmı Kürt beylikleriydi. Anadolu’nun kapısı öyle boşuna açılmadı. Ama bu ortak tarih, Kürtler için hiçbir zaman eşitlik getirmedi.
16. yüzyılda Osmanlı-Safevi savaşlarında İdris-i Bitlisi eliyle Kürt mirlikleri Osmanlı safına çekildi. Kürtler, Safevi baskısına karşı Osmanlı’yı tercih etti. Karşılığında ne aldı? Geçici özerklik vaatleri, sonra merkezileşme, ardından tasfiye. İttifak bitti, Kürtler unutuldu.
Kurtuluş Savaşı’na gelince… Resmi tarih hâlâ bu kısmı mırıldanarak geçer. Oysa gerçek şu: İşgale karşı Anadolu’da direnen güçlerin içinde çok sayıda Kürt aşireti ve Kürt kanaat önderi vardı. Meclis’te Kürt temsilciler vardı. “Ortak vatan” söylemi o günlerde kullanıldı. Peki Cumhuriyet kurulduktan sonra ne oldu? Aynı Kürtler inkâr edildi, dili yasaklandı, ismi bile silinmeye çalışıldı. Kardeşlik, iktidar kurulana kadarmış.
Ve Araplar meselesi… Arap milliyetçiliği Osmanlı’yı arkadan hançerlerken, Türk devleti Arap coğrafyasına küsmedi. Bugün hâlâ Arap dünyasıyla “ümmet”, “kardeşlik” dili kuruluyor. Oysa Kürtler ne zaman hak talep etse “bölücülük” yaftası yapıştırıldı. Bu çifte standardın adı kardeşlik değil, seçici hafızadır.
Gelelim bugüne. Suriye’de Kürtler, IŞİD’e karşı sahada savaşırken herkes uzaktan alkışladı. Sonra masaya oturuldu ve Kürtler yine dışarıda bırakıldı. Bugün Şam’da iktidara taşınan yeni figür —Ahmed eş-Şara (Colani)— geçmişi, ilişkileri ve pragmatik ittifaklarıyla tartışmalı bir isim. Kürtleri yok sayan, onları masanın dışında tutan bu düzen kurulurken, Ankara yine “istikrar” adına sessiz. Sözde İslamcı söylemlerle, fiiliyatta büyük güçlerin çıkarlarına göz kırpan bir yapı destekleniyor. Bedeli kim ödüyor? Yine Kürtler.
Soruyu açık soralım:
Kürtler tarih boyunca Türklere destek verdiğinde karşılığında ne aldı?
İnkâr. Asimilasyon. Güvenlik politikaları. Bastırma.
Bu mudur kardeşlik?
Bu mudur ortak tarih?
Gerçek kardeşlik, zor zamanda hatırlanıp barış zamanında silinmek değildir. Gerçek kardeşlik, eşitlik ister, yüzleşme ister. Türk devleti ve onu savunan siyasi refleksler, Kürtlerle ilgili bu gerçekle yüzleşmeden “birlik” lafını ne kadar tekrar ederse etsin, inandırıcı olmayacak.
Çünkü tarih unutmaz.
Ve Kürtler, kendilerine yapılanı çok iyi hatırlar.
Tarih: 10-01-2026